Kabe Yolları ...
Havası, suyu, taşı, toprağı, hayvanı ve insanıyla bambaşka bir âlem.
Yolları bölük bölük.
İnsanın su misali kıvrım kıvrım akması gibi, tarihin ve fikirlerin de onlara benzemesi gibi, akmak değil de dönmek açısından bakarsak, bu defa da her şeyin döndüğünü fark ederiz.
Ay döner, Dünya döner, Güneş döner, devran döner, atomun zerrecikleri döner…
Burada, Kâbe'nin etrafında da insanlar dönüyor. Durmadan.
Gece gündüz, sabah akşam, aralıksız.
Bazen beş bin, bazen yüz bin, bazen de milyondan fazla insan. Bir yaşından yüz yaşına kadar…

***
Dünya'nın sıfır noktası burası…
Her toprakta namaza duranların kıblesi…
Seccadelerin yöneldiği merkez…
Putların kırıldığı yer…
Müslüman olmayanların giremediği, ilahi koruma ve kollama altında bulunan kutsal mekân.
Tekbirlerin, duaların, tehlillerin, salâvatların yükseldiği Kâbe, dört duvarla düz bir çatıdan ibaret aslında.
Yükseklikte ve büyüklükte birbiriyle yarışan gökdelenlerin dünyasında, Kâbe'ye yalnızca bir bina diye bakarsak, yanılırız.
Burası başka bir âlem, apayrı bir atmosfer, tarifsiz bir duygu seli.
* * *
Pervaneler gibi etrafında dönerek tavaf ederken…
Yalın ayak başıkabak Safa ile Merve tepeleri arasında yürürken…
Yaklaşıp dokunurken…
İhramlı halde beyaz kelebekler gibi ona bakarak namaz kılarken…
Uzakta oturup seyrederken ve hepsinde de gönülden şükrederken hissedilenler târif edilebilseydi, emin olun geri durmazdım.
Ama bilirsiniz ki sözün bittiği yerler vardır. İşte burası o yerlerin tam merkezi.
Burada söz bitiyor, vücut bitiyor, mânâ başlıyor